360edu

Üniversite sıralamaları hakkında bilmeniz gerekenler…

Farklı kurumlar tarafından hazırlanan ve her yıl yeniden düzenlenen dünya üniversite sıralamaları, yurt dışındaki lisans ve yüksek lisans programlarına başvurmayı planlayan öğrencilerin en temel araştırma kaynaklarından biri. İlk 500 üniversite arasında yer almak, başarı ve kalitenin evrensel göstergesi olarak algılanıyor.

Peki, üniversite sıralamaları gerçekten bu kadar önemli mi? Üniversite seçiminde iyi bir başlangıç noktası olan üniversite sıralamalarından sağlıklı bir şekilde yararlanabilmek için, bu sıralamaların nasıl oluşturulduğunu iyi anlamak gerekiyor. Bu yazımızda, dünya üniversite sıralamalarını daha bilinçli bir şekilde okuyabilmeniz için ihtiyacınız olan bilgileri paylaşacağız.

Tam olarak neyin sıralaması?

Üniversite sıralaması denildiğinde akla ilk gelen şey, üniversitelerin bir bütün olarak değerlendirilmesidir. Örneğin, Academic Rankings of World Universities’in 2019 yılında yayınladığı listeye göre birinci sırada Harvard, onuncu sırada ise Chicago Üniversitesi gelmektedir. Ancak, üniversite sıralamaları kırılımlı olarak da verilebilir. Bir başka örnek olan Times Higher Education World University Rankings, üniversiteleri eğitim kalitesi, araştırma başarısı, uluslararası deneyim ve sektörel yatırım gelirleri açısından değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır.

Dolayısıyla, dünya üniversite sıralamalarını incelerken, sizin için önemli olan kriterlere dikkat ettiğinizden emin olmalısınız.

“Kalite” tanımı nedir?

Üniversite sıralamaları, belirli göstergelerin ölçümlemesi yoluyla hazırlanır. Örneğin, üniversiteleri öğretim kalitesine göre sıralayan bir liste hazırlanırken, öğretmen başına düşen ortalama öğrenci sayısı, Nobel ödülü almış olan fakülte üyelerinin sayısı ya da üniversitenin toplam araştırma çıktısı dikkate alınabilir. Ancak, kaliteyi öğretmen-öğrenci oranı olarak tanımlayan bir kurum ile, yalnızca Nobel ödüllerine odaklanan bir kurumun çıkardığı liste arasında çok ciddi farklılıklar oluşacaktır. (Nobel ödüllerinin verildiği kategorilere tekabül eden akademik alanlarda eğitim vermeyen üniversiteleri de düşünün. Dünya akademisinde başı çeken pek çok üniversite, bu sebepten dolayı listelerde yer bile alamamaktadır!)

Dolayısıyla, üniversite sıralamalarını incelerken, sıralamayı yapan kurumun “kalite” tanımını iyi bir şekilde anlamayı ve uygulanan metodolojileri araştırmayı unutmayın.

Farklı ülkelerin eğitim kurumlarını karşılaştırmak doğru bir yaklaşım mı?

Üniversitelerin uluslararası çapta değerlendirilmesi, Amerika’nın Harvard Üniversitesi ile İngiltere’nin Oxford ve Türkiye’nin Boğaziçi üniversitelerinin birbirleriyle karşılaştırılması anlamında geliyor. Her şey gibi eğitimin de küreselleştiği günümüzde bu elbette haklı bir ihtiyacı karşılıyor. Ancak uzmanlar, uluslararası sıralamalara karşı eleştirel yaklaşmak gerektiğini bildiriyor. Bunun sebebi, her ülkenin ve her eğitim kurumunun eğitime bakış açısının farklı olması. Bir üniversitenin bulunduğu ülke, özel ya da devlet üniversitesi olması ve bağlı olduğu kabul süreçleri (ulusal sınav vs. başvuru), eğitime bakış açısından tutun, öğrenci profiline kadar pek çok açıdan belirleyici oluyor. Bilim dünyasının İngilizce’yi anadili olarak benimsemiş olması da ayrı bir eşitsizlik sebebi olarak görülebiliyor.

Sonuç olarak, üniversite sıralamarını eleştirel bir yaklaşımla kullanmak gerekiyor. 360 Counseling olarak, “repütasyonu” birinci sıraya koyan öğrenci ve velilerimize her zaman söylediğimiz bir şey var: En iyi kurum, öğrenciden öğrenciye değişir. Sizi en iyi şekilde besleyecek üniversiteyi tespit edebilmek için yalnızca üniversitenin özelliklerini değil, kendi istek ve ihtiyaçlarınızı da göz önünde bulundurmalısınız.

Post Info :
Paylaş :

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir